Kısa tanım
Depresyon; süregen çökkün ya da sinirli duygu durumu, ilgi ve zevk kaybı ile düşünce, uyku, iştah ve enerji alanlarında değişikliklerle karakterize bir duygu durum bozukluğudur. Çocukluk ve ergenlik döneminde de görülür ve tedaviye yanıt verir.
1. Tanım
Depresyon, en az iki hafta süren ve günlük işlevselliği belirgin biçimde etkileyen duygu durum değişikliklerini tanımlayan bir ruhsal bozukluktur. Yetişkinlerde temel belirti çoğunlukla çökkün duygu durumu iken, çocuk ve ergenlerde temel belirti sinirlilik ve tahammülsüzlük biçiminde de ortaya çıkabilir. Depresyon, olağan üzüntü ve geçici mutsuzluk dönemlerinden; süresi, yoğunluğu ve işlevsellik üzerindeki etkisi bakımından ayrılır.
Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen başlıca depresif bozukluklar; majör depresif bozukluk, süreğen depresif bozukluk (distimi) ve yıkıcı duygu durumu düzenleyememe bozukluğudur. Ayrıca bir yaşam olayına bağlı olarak ortaya çıkan uyum bozuklukları da depresif belirtilerle seyredebilir.
2. Görülme sıklığı
Depresyon okul öncesi dönemde nadir, okul çağında daha sık görülür; ergenlik döneminde ise belirgin bir artış gösterir. Ergenlikten önce kız ve erkek çocuklarda benzer oranlarda görülürken, ergenlikle birlikte kızlarda daha sık görülmeye başlar.
3. Belirtiler
Depresyon tanısı için aşağıdaki belirtilerin bir kısmının, en az iki hafta boyunca, günün büyük bölümünde ve hemen her gün bulunması gerekir:
- Çökkün ya da sinirli duygu durumu
- Daha önce zevk alınan etkinliklere karşı ilgi ve istek kaybı
- İştahta ya da kiloda belirgin değişiklik; çocuklarda beklenen kilo alımının gerçekleşmemesi
- Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
- Psikomotor yavaşlama ya da huzursuzluk
- Yorgunluk ve enerji kaybı
- Değersizlik ya da aşırı ve uygunsuz suçluluk duyguları
- Düşünme ve odaklanmada güçlük, kararsızlık
- Yineleyici ölüm düşünceleri, intihar düşünceleri ya da girişimi
4. Yaşa göre klinik görünüm
Okul çağı çocukları
Bu yaş grubunda depresyon sıklıkla bedensel yakınmalar, okula gitmek istememe, ayrılık kaygısı, sinirlilik, ağlama nöbetleri ve oyuna ilginin azalması biçiminde ortaya çıkar. Çocuklar duygularını sözel olarak ifade etmekte güçlük çekebilir; “sıkılıyorum” ya da “hiçbir şey yapmak istemiyorum” gibi ifadeler sık duyulur.
Ergenler
Ergenlerde sinirlilik, tahammülsüzlük, aileyle çatışmalar, sosyal çekilme, okul başarısında düşüş, uyku düzeninde belirgin değişiklikler, umutsuzluk ve kendine yönelik olumsuz düşünceler ön plandadır. Madde kullanımı, riskli davranışlar ve kendine zarar verme davranışları eşlik edebilir.
5. Nedenler ve risk etkenleri
Depresyonun gelişiminde genetik yatkınlık, nörobiyolojik etkenler, mizaç, olumsuz bilişsel örüntüler ve çevresel stres etkenleri birlikte rol oynar. Ailede depresyon öyküsü, önemli kayıplar, ihmal ve istismar, akran zorbalığı, kronik hastalıklar, öğrenme güçlükleri ve aile içi çatışmalar bilinen risk etkenleri arasındadır. Kaygı bozukluğu öyküsü de ileriki dönemde depresyon gelişimi için bir risk etkenidir.
6. Değerlendirme
Değerlendirme, çocuk ya da ergen ile ebeveynlerin ayrı ayrı görüşüldüğü kapsamlı bir klinik görüşmeye dayanır. Ergenler, duygu durumlarına ilişkin bilgileri çoğu zaman ebeveynlerinden daha doğru aktarır; ebeveynler ise davranış değişikliklerini daha iyi gözlemleyebilir. Bu nedenle her iki kaynaktan bilgi alınması önemlidir.
Belirtilerin şiddeti, yaşa uygun depresyon ölçekleriyle değerlendirilebilir. Tiroit işlev bozukluğu, kansızlık ve diğer tıbbi nedenler gerektiğinde laboratuvar incelemeleriyle dışlanır. Değerlendirmenin önemli bir bileşeni, bipolar bozukluk açısından aile öyküsü ve geçmişte yükselmiş duygu durumu dönemlerinin sorgulanmasıdır; bu bilgi tedavi seçimini doğrudan etkiler.
7. İntihar riskinin değerlendirilmesi
Depresyondaki her çocuk ve ergende intihar düşünceleri ve kendine zarar verme davranışları açık ve doğrudan sorularla değerlendirilmelidir. Bu konuda soru sormanın intihar düşüncesini artırmadığı bilinmektedir. Risk değerlendirmesinde düşüncelerin sıklığı, plan varlığı, önceki girişimler, madde kullanımı ve koruyucu etkenler ele alınır. Yüksek risk durumunda acil değerlendirme ve güvenlik planı oluşturulması gerekir. Evde ilaçların ve tehlikeli araçların güvenli biçimde saklanması temel önlemler arasındadır.
8. Ayırıcı tanı
- Uyum bozuklukları ve olağan yas tepkileri
- Anksiyete bozuklukları
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
- Bipolar bozukluk
- Travma sonrası stres bozukluğu
- Madde kullanımına bağlı duygu durum değişiklikleri
- Tıbbi durumlar ve ilaç yan etkileri
9. Tedavi
Psikoterapi
Hafif ve orta şiddetteki depresyonda ilk tercih psikoterapidir. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce örüntülerinin tanınması ve yeniden değerlendirilmesi ile keyif veren ve anlam taşıyan etkinliklerin günlük yaşama yeniden katılmasını amaçlayan davranışsal etkinleştirme bileşenlerini içerir. Kişilerarası ilişkilere odaklanan terapiler de ergenlerde etkili bulunmuştur. Kabul ve kararlılık terapisi gibi yaklaşımlar tedavi planına eklenebilir.
Aile ile çalışma
Aile içi iletişimin güçlendirilmesi, çatışmaların azaltılması ve ailenin depresyon hakkında bilgilendirilmesi, tedavinin önemli bileşenleridir. Bu amaçla aile temelli tedavi görüşmeleri planlanabilir.
İlaç tedavisi
Orta ve ağır şiddetteki depresyonda, psikoterapiye yeterli yanıt alınamayan durumlarda ve intihar riskinin bulunduğu olgularda ilaç tedavisi önerilebilir. Antidepresan tedavisinin başlangıç döneminde ruh hâlindeki değişimler ve olası yan etkiler yakından izlenir. Psikoterapi ile ilacın birlikte kullanılması ağır olgularda tercih edilir.
10. Seyir ve gidiş
Çocuk ve ergenlerde depresif dönemlerin önemli bir bölümü tedaviyle düzelir. Bununla birlikte depresyon yineleme eğilimi gösterebilir. Bu nedenle iyileşmenin ardından belirli bir süre izlem sürdürülür, erken uyarı belirtileri aileyle birlikte belirlenir ve gerekli durumlarda tedavi yeniden başlatılır.
11. Okul yaşamı
Depresyon dikkat, bellek ve motivasyonu etkileyerek okul başarısında düşüşe yol açabilir. Okulla iş birliği içinde geçici ders yükü düzenlemeleri, sınav tarihlerinde esneklik ve rehberlik servisinin desteği planlanabilir. Okula devamın sürdürülmesi, sosyal izolasyonun önlenmesi açısından önemlidir.
12. Aileler için öneriler
- Çocuğun duygularını yargılamadan dinlemek ve küçümsememek
- Günlük rutinleri, uyku düzenini ve fiziksel etkinliği desteklemek
- Eleştiri ve karşılaştırmadan kaçınmak, küçük ilerlemeleri fark etmek
- Ölüm ya da kendine zarar vermeyle ilgili ifadeleri her zaman ciddiye almak
- Tedavi görüşmelerine ve ilaç kullanımına düzenli katılımı sağlamak
13. Yıkıcı duygu durumu düzenleyememe bozukluğu
Bu tanı kategorisi, ağırlıklı olarak çocukluk döneminde görülen, sık ve şiddetli öfke patlamaları ile patlamalar arasında süren sinirli ve öfkeli duygu durumuyla tanımlanır. Patlamalar durumun gerektirdiğinden çok daha yoğundur ve haftada birkaç kez ortaya çıkar. Belirtilerin en az bir yıl sürmesi ve birden fazla ortamda gözlenmesi gerekir. Tanı, çocuklarda süreğen sinirliliğin yanlışlıkla bipolar bozukluk olarak değerlendirilmesini önlemek amacıyla tanımlanmıştır. Tedavide aile temelli yaklaşımlar ve duygu düzenleme becerilerine yönelik çalışmalar ön plandadır.
14. Koruyucu etkenler
Depresyona karşı koruyucu etkenler arasında aileyle güvenli ve sıcak bir ilişki, en az bir güvenilir yetişkinin varlığı, akran ilişkilerinin niteliği, okulla bağın güçlü olması, problem çözme becerileri, düzenli fiziksel etkinlik ve yeterli uyku sayılabilir. Tedavi planlarında risk etkenlerinin azaltılmasının yanı sıra bu koruyucu etkenlerin güçlendirilmesi de hedeflenir.
15. Sık sorulan sorular
Çocuklarda depresyon olur mu?
Evet. Okul öncesi dönemde nadir olmakla birlikte depresyon çocuklarda da görülür; belirtiler çoğunlukla yetişkinlerden farklı biçimde, sinirlilik ve bedensel yakınmalarla ortaya çıkar.
Ergenlikteki mutsuzluk ile depresyon nasıl ayrılır?
Ergenlikte geçici duygu dalgalanmaları olağandır. Belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi, yaşamın birden fazla alanını etkilemesi ve işlevselliği bozması depresyonu düşündürür.
Antidepresanlar ergenlerde güvenli midir?
Uygun tanı ve hekim izlemiyle kullanıldığında antidepresanlar ergenlerde etkili ve güvenli bir tedavi seçeneğidir. Tedavinin ilk haftalarında düzenli kontrol yapılması önerilir.
Depresyon tekrarlar mı?
Depresyon yineleme eğilimi gösterebilir. İzlem, erken uyarı belirtilerinin tanınması ve gerektiğinde tedavinin yeniden başlatılması yinelemelerin etkisini azaltır.
Depresyon okul başarısını kalıcı olarak etkiler mi?
Depresyon döneminde dikkat ve motivasyon azaldığı için başarı düşebilir. Tedaviyle birlikte bu işlevler çoğunlukla toparlanır; geçici okul düzenlemeleri bu süreçte öğrenme kayıplarını sınırlar.